top of page
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

Çocuğum Kaybetmeye Dayanamıyor: Yenilgiye Tahammülsüzlük ve Şefkatli Çözüm Yolları | Eskişehir Çocuk Ergen ve Aile Danışmanlığı

  • 15 Haz
  • 3 dakikada okunur
eskişehir çocuk ergen ve aile danışmanlığı sürekli kazandığı için sevinen çocuk

Büyük bir hevesle ailecek masaya oturduğunuz o oyun gecelerini düşünün. Jenga, Uno veya basit bir kızma birader... Oyunun başlarında her şey çok neşeliyken, çocuğunuz geriye düştüğünü veya yenildiğini anladığı an masayı deviriyor, oyun taşlarını fırlatıyor, "Siz hile yaptınız!" diyerek hıçkırıklara boğuluyor mu? Birçok ebeveyn, oyun oynamayı bir kabusa dönüştüren bu anlarda büyük bir çaresizlik yaşar ve "Çocuğum neden bu kadar hırslı, neden yenilmeyi asla kabul edemiyor?" diye endişelenir.

Eskişehir'deki merkezimizde yürüttüğümüz seanslarda, ailelerin bu tepkileri bir "şımarıklık" veya "mızmızlık" olarak yorumlayıp çocuklarına kızdıklarını sıklıkla görüyoruz. Bir çocuk gelişim uzmanı ve aile danışmanı olarak içinizi rahatlatmak isterim: Çocuğunuz size eziyet etmek için ağlamıyor. Modern pedagoji bilimi, çocuklardaki bu kaybetme tahammülsüzlüğünün aslında yoğun bir "mükemmeliyetçilik" ve "onaylanma kaygısından" kaynaklandığını söyler.


Kaybeden Çocuk Neden Bu Kadar Öfkelenir? | Eskişehir Çocuk Ergen ve Aile Danışmanlığı

Yetişkinler için bir oyunu kaybetmek sadece o anlık bir şanssızlıktır. Ancak 4-9 yaş arasındaki bir çocuğun zihninde "kazanmak" ile "kendi kişisel değeri" arasında görünmez bir bağ vardır.

Kaybetmeye tahammülü olmayan çocukların iç dünyasında şu yanılgı yatar: "Eğer bu oyunu kaybedersem, ben başarısız ve yetersiz biriyim demektir. Yetersiz olursam annem ve babam benimle gurur duymaz, beni eskisi kadar sevmezler." Yani çocuğunuz aslında bir oyunu kaybettiği için değil, zihninde "değerini kaybettiğini" düşündüğü için o devasa öfke ve yıkım krizlerini yaşar. Gelişmekte olan sinir sistemleri, bu yoğun hayal kırıklığı ve yetersizlik hissini tek başına regüle edemez (sakinleştiremez).


Ebeveynlerin Düştüğü En Büyük Tuzaklar

Çocuğunuzun bu yıkıcı duygusuyla başa çıkmasını sağlamak isterken, iyi niyetle attığınız bazı adımlar bu mükemmeliyetçi kaygıyı daha da büyütebilir:

  • "Aman Ağlamasın" Diyerek Sürekli Onun Kazanmasına İzin Vermek: Ebeveynlerin en sık yaptığı hatadır. Kriz çıkmasın diye bilerek yenildiğinizde ve çocuğunuzun her oyunu kazanmasını sağladığınızda, ona sahte bir gerçeklik sunmuş olursunuz. Evde hep kazanan çocuk, dış dünyada (okulda, parkta) ilk yenilgisiyle karşılaştığında çok daha büyük bir travma yaşar ve sosyal ortamlardan tamamen kaçmaya başlar.

  • Duygusunu Küçümsemek ("Alt tarafı bir oyun, ağlama!"): Sizin için sadece bir oyun olabilir ama onun için o an dünyanın en önemli meselesidir. Duygusunu küçümsemek, çocuğun kendini anlaşılmamış ve daha da değersiz hissetmesine neden olur.

  • Sadece "Sonucu" Övmek: Günlük hayatta çocuğunuza sürekli "Aferin birinci oldun, harikasın kazandın" diyerek sadece başarıyı övüyorsanız, çocuk "Sadece kazanırsam takdir görürüm" mesajını içselleştirir.


Kaybetme Esnekliğini Şefkatle Kazandırmanın Yolları

Çocuğunuza hayatta her zaman kazanamayacağını, yenilmenin de büyümenin çok doğal bir parçası olduğunu şu adımlarla öğretebilirsiniz:

1. Kaybetme Konusunda "Rol Model" Olun

Çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle öğrenirler. Siz bir oyunu kaybettiğinizde (veya günlük hayatta yemeği yaktığınızda, bir eşyayı kırdığınızda) sesli düşünün: "Tüh, bu el ben yenildim! Şu an biraz üzüldüm ama seninle oyun oynamak yine de çok eğlenceliydi. Bir dahaki sefere daha farklı bir hamle deneyeceğim." Kendi hatalarınızı ve yenilgilerinizi neşeyle karşıladığınızı görmek, onun omuzlarındaki o kusursuz olma yükünü alacaktır.

2. Sadece "Şans" Gerektiren Oyunlara Yönelin

Satranç veya hafıza kartları gibi beceri ve strateji gerektiren oyunlar yerine; zarla oynanan (kızma birader, yılanlar ve merdivenler gibi) tamamen şansa dayalı oyunlar oynayın. Bu sayede çocuk yenildiğinde "Ben beceriksizim" diye düşünmez, "Sadece zarlardan kötü sayılar geldi" diyerek yenilgiyi kişiselleştirmekten kurtulur.

3. Sonucu Değil, Çabayı ve Süreci Övün

Oyun bittiğinde kazananı veya kaybedeni konuşmayı bırakın. "Son hamleyi yaparken çok iyi odaklandın", "Pes etmeden oyunu sonuna kadar sürdürmen harikaydı", "Seninle oynamak bana çok keyif verdi" diyerek onun kişiliğine ve çabasına vurgu yapın.

4. Kriz Anında Sadece Duyguyu Onaylayın

Oyunu kaybedip ağlamaya başladığında ona mantık dersi vermeyin. Sakinleşene kadar yanında kalın: "Şu an oyunu kaybettiğin için çok hayal kırıklığına uğradın, çok öfkelisin. Bu çok normal, seni anlıyorum. Sakinleştiğinde istersen tekrar oynayabiliriz." diyerek şefkatli bir duvar olun.

Eskişehir Çocuk Danışmanlığı: Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?

Eğer çocuğunuz sırf kaybetme korkusu yüzünden yaşıtlarıyla oyun oynamayı tamamen reddediyorsa, her yenilgi kendine veya etrafındakilere zarar verme boyutuna ulaşıyorsa ve bu yoğun mükemmeliyetçilik akademik hayatını (hata yapmamak için ödev yapmayı reddetmek gibi) baltalamaya başladıysa, bu ağır duygusal yükü bir uzman rehberliğinde hafifletmek gerekir.

Eskişehir'deki Merkezi'mizde Selen Topçu eşliğinde çocukların iç dünyasındaki bu yetersizlik hissini ve onaylanma kaygısını Oyun Danışmanlığı ile şefkatle dönüştürüyoruz. Onlara hataların ve yenilgilerin de kabul edilebilir olduğunu güvenli bir alanda deneyimletiyoruz. Ebeveynlerimize ise Eskişehir çocuk ergen ve aile danışmanlığı kapsamında evdeki bu krizleri yönetecek pedagojik araçlar sunuyoruz. Çocuğunuzun duygusal esnekliğini ve özgüvenini yeniden inşa etmek için merkezimizden güvenle randevu alabilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page